BLOG0 yorum var - 25 Temmuz 2008 10:22Bardağın kenarındaki kesiklik umurumda olmadı bu kez. Dudaklarım kesilse, hatta kanasa ne olurdu ki? Neyi hafifletip neyi ağırlaştırabilirdi. Manevi acılar dayanılmaz bir hal alıp çaresizlik içinde kıvranmanıza neden oluyorsa fiziksel acılara küçümser gözlerle bakarsınız. Bilirsiniz ki yaralarınız kabuk bağlayacaktır, geçecektir. Başınıza gelebilecek en kötü şey dikiş izi, kalıcı sakatlık gibi bir takım felaket senaryoları ya da ölüm ki hayat denilen amansız hastalığın son bulduğu noktadır. O noktaya varmak bazen çok korkutmaz insanı, hatta insanı çeken bir sıcaklığı bile vardır o anlarda... Hafifçe bir yudum alıp ağzımda yuvarlarken pencereden dışarıyı seyrettim bir süre. Şehir gece ışıklarıyla ayrı bir güzeldi. Sanki her gece o pırıltını bir parçası olup şehrin içinde eriyormuşum gibi bu kez şehrin yalnızlığı çarptı gözüme. Bensizdi ışıklar, kayıp giden şehir hayatı. Ve çok eksik göründü gözüme. Oysaki gerçek eksiklik içimde bir yerlerdeydi ve en acısı da; ben bunu son derece farkındaydım... |